“Şu vefasız hayatta ye’sin, derdin, cefanın da manası yok.”

Türk Edebiyatında bir tür olarak “Mektup”un hususi bir yeri vardır. Bazen normal metinlerde rastlayamadığınız iç dökmeler, yazılan tarihe göre bulunulan yerlerin tarihi, coğrafyası, insanları hep mektupta dile gelir. Yine mektup yazılan kişilerin hayatımızdaki rolü de mektubun üslubu, muhtevası ve samimiyetine tesir eder. Nitekim yaşayan büyük bir kıymetimiz olan M. Orhan Okay hocanın, hocası ve yol göstericisi olarak Nurettin Topçu’yla 1950’li yıllarda yaptıkları mektuplaşmalar da kendi içinde böyle bir hususiyeti taşımaktadır. Sizi bilmem ama mektuplu günleri özlediğimi söylemeliyim. Sadece yazmakla değil, aradan geçen zaman içinde yazdığınız ya da size yazılan mektuplara döndüğünüzde tarihi yeniden yazıyor gibi bir hisse kapılırsınız. M. Orhan Okay Hocanın hazırladığı Anadolu’dan Hatıralarla Nurettin Topçu Mektupları (Cümle yay. Eylül 2015, 165 s.) isimli eserde de Orhan Okay hoca, sadece 1950’li yıllardan hocasının mektuplarına yer vermemiş. O tarihlerde bulunduğu ve hatıraları neredeyse daha dün gibi ayan beyan kılan Artvin, Polatlı, Merzifon, Diyarbakır ve çevrelerini de mektuplarla birlikte yeniden diriltmiş. Kitabın üst başlığında da size bu bilgi veriliyor. Mektuplar ve mektupların yazıldığı yılları süsleyen hatıralar…

Mektuplardan evvel Orhan Okay’ın Nurettin Topçu ile tanışıklığına bakmak gerek. Zira Orhan Okay’ın neredeyse 15 yaşından itibaren hayatını şekillendiren ve düşünce dünyasını yoğuran en önemli amil Nurettin Topçu’dur. İkinci dünya savaşını çocukluk yıllarında yaşamış olan Okay, kendi ifadesi ile “çocukluğunu galiba vaktinden biraz erken terk etmişti.”  Şimdi ki nesil için çok erken diyebileceğimiz bir yaşta, -1946 yılı ki o vakit 15 yaşında ve ortaokul son sınıftadır- bir arkadaşının evinde 1939 tarihli Hareket dergisi ile tanışır. Orada “Vatandaş Ahlâkı” isimli yazı dikkatini çeker. Okay’ı “sarsan, bazı düğümleri çözüp yeni düğümler bağlayan” bu yazının sahibi Nurettin Topçu’dur. Topçu ile tanışıklık yine aynı yıla denk gelecektir. Bu kez Mustafa Sabri Sözeri, senenin son cumasında Kapalı Çarşı içinde yer alan Merdivenli camiye kendisini götürür ve “seni Nurettin Topçu ile tanıştıracağım” der. O gün Cuma hutbesini okuyan ve namaz kıldıran kişi ise Serezli Hasip Efendi’dir. Namaz sonrası Nurettin Topçu ile tanıştırılır. O tarihten sonra her Cuma bu caminin tiryakisi olur. Nitekim Ahmet Kabaklı, Abdurrahman Şeref Güzelyazıcı, Tahsin Tola gibi isimleri hep bu camide Nurettin Topçu etrafında oluşan halkadan tanımıştır. Ve tabi bir süre sonra Nurettin Topçu vesile ile Zeyrek Çivizade mescidinde Abdülaziz Bekkine’nin sohbetlerinin de müdavimi olmuştur. Nurettin Topçu hayatına girmesi ile birlikte Okay’ın düşünce dünyası da şekillenmiş, özellikle Anadolu duygusu ve vurgusu hâkim rengini korumuştur.

Kitabın ilk bölümü diyebileceğimiz kısımda 1955 yılları Artvin’i anlatılmaktadır. Bu bölümde neredeyse “keşke biraz daha uzun olsa” diyebileceğiniz kıvamda bir Artvin anlatılıyor. 1955 yılında Yüksek Öğretmen Okulundan mezun olan Orhan Okay’ın ilk tayini Artvin Lisesi Edebiyat öğretmenliğine çıkar ve 30 Mayıs’ta Artvin’e ulaşır. 1955 Mayısından 1956 Mayısına kadar “gençliğinin en güzel bir yılını geçirdiği” elli yıl önceki Artvin gitmeyenler için de çok güzel intibalar uyandırıyor. Okay hoca, Topçu’nun neredeyse mistik derecede bir Anadolu ve tabiat aşığı olduğunu en iyi bilen ve yaşayanlardan olsa gerek ki 1955’li yılların Artvin’ini çok iyi betimlemiş ve resmetmiş: “Yemyeşil yamaçlarda ağaçlar arasına gömülü beyaz badanalı, kırmızı kiremit veya parlak çinko çatılı çoğu geniş balkonlu taş, ahşap ve kârgir evler… Vadinin derinliğinde bulanık akan nehir. Uzaklarda ormanlarla yüklü tepeler. Aklımda Yahya Kemal’in “Siste Söyleniş”inden iki mısra: “Benzetmek olmasın sana dünyada bir yeri/ Eylül sonunda böyledir İsviçre gölleri”… “gölleri” kelimesini “köyleri” ile değiştirerek içimden mırıldanıyorum ama hayır, kartpostallarda gördüğüm İsviçre dağ köyleri buradan daha güzel olamazdı.” (s.18-19)

Orhan Okay hocanın yaklaşık elli sayfayı bulan Artvin intibaları çok önemli bir hususiyet taşıyor. İnsanı ile, tabiatı, kültürü ile bambaşka bir Anadolu şehri karşınızda duruyor. “O yıllarda henüz yolları yetersiz, gazete ve radyo haberlerine bile yabancı kalan Artvin halkı, üzerimde olağanüstü bir tesir bırakmıştı. Bozulmamış, hile bilmeyen, açık kalpli insanlar.” (s.40) Okay Artvin’de ilginç simalarla da tanışıklığını anlatıyor. Bunlardan birisi de Artvin’in merkez köylerinden İskebe’de yaşayan o tarihlerde yetmiş yaşının üzerinde olan Birinci Meclis Batum Mebuslarından Edip Bey… Edip Beyin konuşmalarından mutaassıp bir ittihatçı olduğunu anlayan Okay, Enver ve Talat paşaların tenkit edilmesine tahammülü olmadığını, yine Birinci Meclis’te Ali Şükrü’nün öldürülmesiyle ilgili hatıraları anlatırken, kendisinin önünde duran sigara paketine manasız çizgiler çizdiğini ve Edip beyin “yoo, not tutmak yok!” ikazı ile sohbetin tadının kaçtığını da sözlerine ekliyor. (s.21) Yazar “Artvin’de yaşamak bir tiryakiliktir” diyor ama şimdilerde o Artvin’i bulmak herhalde imkânsızdır.

Anadolu, Topçu’nun hayatında çok mühim bir yerde duruyor. Bunu mektuplarda dile gelen hissiyattan çok iyi anlıyorsunuz. Anadolu sadece bir coğrafyadan öte, bir ruh, bir mana iklimi, coşkun bir nehir Topçu’nun ifadelerinde. Okay hoca “Artvin’den ilk mektubu 1955 Eylülünün sonlarında yazmış olmalıyım” diyor. Topçu’ya Artvin’i anlattığı ilk mektubundan sonra 7 Ekim 1955 tarihli cevabî mektupta Nurettin Topçu’nun şu sözleri ondaki coşkun Anadolu hissiyatını çok güzel anlatıyor: “Ne güzel anlatmışsın! İçinde yaşayan neşenin şahidi oldum. Bana Şark’ı tekrar hatırlattın. Anadolu’yu adım adım dolaşarak tanımanın lüzumunu herhalde anlıyorsun. (…) Artvin’i bana öyle sevdirdin ki adeta gelecek haziran başında bir hafta kalmaya geleceğim geliyor. Orada sen bu güzel gençlik inzivasının başlangıcında, mesela hergün dersler nihayet bulduktan sonra kendine tertip edeceğin şehir civarındaki akşam gezintilerinde, geçmişin intibalarıyla dolu muhayyilene kapanarak bütün bir hayat felsefesi ve memleket sistemi kurabilirsin” (s.70) Topçu daha ilk mektubunda talebesinin heyecanına misli ile mukabele ederken diğer yandan da mektubunun devamında İstanbul’dan uzak kalmasına, akademiye intisap etmediğine seviniyor ve bu hususta dua ettiğini de ifade ediyor: “İstanbul’da barınan iğrenç iksirin mahiyetini azar azar anlayacaksın. Burada yetişmek yoktur; buraya mücadele ve yetiştirmek için ancak gelinir. Bu yetişme çağında ondan uzakta olmanın Allah’ın sana bir lütfu olduğunu iyi bil! Yoksa diğerleri gibi sen de mahvolursun. Doğrusunu söyleyeyim: Senin bu fakültenin riyaya hizmetkâr olan dalkavuklarının yanına sıralanacağından çok korktum; o meşum akıbete uğramaman için Allah’a yalvarmıştım.” (s.70) Topçu’nun hepsinin sonunda söylediği tek cümle var “kalbine sahip ol!”. 1955 yılında İstanbul’dan yazılmış bir mektup için ne kadar şaşırtıcı ifadeler. Acaba Topçu şimdilerde yaşasaydı kimbilir neler söylerdi!

Orhan Okay kitabın ilerleyen sayfalarında Anadolu’nun muhtelif yerlerinde görevi esnasında hocasının yazdığı mektupları sıralarken, bir taraftan bulunduğu yerler ile ilgili bilgiler de veriyor. Hatta 1998 yılında Topçu’nun yeğenini ziyarete gidip hocanın metrukatını görmek istediklerinde kendisinin hocasına gönderdiği iki mektuba rastlıyor, bu iki mektubu da kitaba koyuyor.

Topçu’nun 18 mektubunun yer aldığı kitapta, Nurettin Topçu’nun samimi bir gönül adamı, bir fikir işçisi olarak yazdıklarına şahit olacaksınız. Bazen arkadaş gibi, bazen mürşid, bazen hoca ama her şeyden önemlisi inanmış bir hakikat talibi Topçu portresini mektuplarda da görmek mümkün. 11 Kasım 1958’de Rahmi Eray’ın vefatını haber verdiği mektubunun son cümlelerini Topçu şöyle tamamlar: “Şu vefasız hayatta ye’sin, derdin, cefanın da manası yok. Hem Allah’tan başkasının gerçek var olmadığı bu alemde neye küsüp neye yanalım?” (s.133)

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s