İSTANBUL’A ADANMIŞ BİR ŞİİR/HAYAT, BİR ŞAİR/İNSAN: YAHYA KEMAL
06/07/2009
Geride bıraktığımız yılın önemli bir kültür sanat olayı Yahya Kemal Yılı bahsiydi. Şair, edebiyatçı, mütefekkir her şeyden öte İstanbul aşığı, yüzünü, ruhunu İstanbul’a çevirmiş ve İstanbul yapmış bir adam 2008 yılında hatırlanmaya çalışıldı. Yazdığının her karesine bir İstanbul sığan “Aziz İstanbul’a, “Süleymaniye’de Bayram Sabahı”na nice efsunlu güzellikleri yaratan bir şehre adanan bir hayattı Yahya Kemal’in hayatı. Ama hatırlanmalar maalesef gerektiği gibi, anılan ismin ruhuna uygun ve yaraşır biçimde yapılmıyor her nedense. Yahya Kemal yılı da belirli çevre etrafında dönüp dolaşan etkinlikler dışında sönük geçti. Yayın derseniz zaten bir elin parmaklarını geçmeyecek sayıda kitap çıktı. Göz önündeki kitaplar şunlar:
-Yahya Kemal: Eve Dönen Adam, Ansiklopedik Biyografi, Beşir Ayvazoğlu, 610 s. , Kapı Yayınları, 2008
-Yahya Kemal’in İstanbul’u, Beşir Ayvazoğlu, 300 s. Üsküdar Belediyesi yay. 2008
-Yahya Kemal’in Rüzgârıyle, Düşünceler ve Duyuşlar, Sadettin Ökten, Ötüken Neşriyat, Mayıs 2008
-Hayal Şiir, Yahya Kemal Beyatlı Şiiri Üzerine Makaleler, 206 s. , İş Bankası Yay. 2008
-Esir Medeniyetin Şairi Yahya Kemal, Ramazan Balcı, 144 s. , Nesil yayınları, 2008
-Gemi Elli Yıldır Sessiz, Özel Mektupları ve Yazışmalarıyla Ölümünün 50. Yılında Yahya Kemal, 104 s. ,YKY Yayınları, 2008
-Türk Edebiyatında Yahya Kemal, Cahit Tanyol, 236 s. , Özgür Yayınları, 2008
-Yahya Kemal Kitabı, Ed. Duran Boz, Kahramanmaraş Mehmet Gümüşer Anadolu Lisesi yay.
İstanbul’un sekizinci tepesi
Esasen Yahya Kemal konusunda uzun yıllar çalışmış bu konuda muhalled bir eser olan “Yahya Kemal Ansiklopedisi” (2007) ni neşretmiş olan Beşir Ayvazoğlu’nun çabaları hiç de küçümsenmeyecek derecededir. Öyle ki yukarıda zikredilen kitapları kapsayıcı, şümullü iki eser de yine Beşir Ayvazoğlu’nun neşrettiği eserler olmuştur. Bu eserlerden birisi olan ama gözlerden kaçan önemli bir çalışma olarak Üsküdar Belediyesi’nin yayımladığı “Yahya Kemal’in İstanbul’u” isimli kitaptır. Daha önce yayınlanan Yahya Kemal Ansiklopesi’nin bir nevi özü, sadeleşmiş hâli olan eserde ayrıca, bütün maddeler gözden geçirilerek yenilenmiş, bazı maddeler birleştirilerek yeniden yazılmış, ayrıca Ayasofya, Babıali Caddesi, Boğaziçi, Haliç, Karacaahmet ve Topkapı Sarayı gibi yeni maddeler eklenmiş. Yazar, Yahya Kemal’in hayatında şehirlerden bir şehir olan ama “aziz” bir yerde duran İstanbul’un niçin bu kadar önemli ve kıymetli olduğunu Baudelaire’nin Paris’ine kıyasla yaptığı alıntıyla göstermiş. Baudelaire’de Paris hem cennet, hem cehennemdi; ona hem sıkıntı verirdi, hem zevk. Şair bunu “Seviyorum seni rezil başkent” şeklinde mısralara dökmüş. Ancak Tanpınar’ın ifadesinde Yahya Kemal, İstanbul’a “bir ferdiyetin adesesinden, bir daüssılaya benzeyen sevgiden ve bir tefekkürün arkasından bakmış”, yine çağdaşı olan şair Behçet Kemal Çağlar, Yahya Kemal için “İstanbul’un sekizinci tepesi” tabirini kullanmıştır:
Sanat diye, sevgi diye, zevk diye
Ruhumuzun kulağının küpesi
Fuzûlî, Nâilî, Neşâti, Nedîm
Bu akşam alnından bir bir öpesi
O yedi tepeyi en iyi gören
İstanbul’un sekizinci tepesi!
Eserin ilk yazısı “Yahya Kemal’in İstanbul’a Dönüşü” başlığını taşıyor.
Bir gün vedâ edip o diyarın hayatına
Döndüm bütün bütün vatanın kainatına
İstanbul’dan kaçıp soluğu Paris’te alan dönemin aydınları arasında yer alan Yahya Kemal’in, uzaklarda taş plakta dinlediği Tanburi Cemil Bey sesiyle başlayan daha sonraları büyük bir tutkuya dönüşen Türk İstanbul şuuru ve aşkı bütün hayatını kuşatacak ve saracaktır. Şu söz çok etkileyicidir: “O zaman karşımda altından bir kapı açıldı. Memleketime bu kapıdan girdim.” Eser, genelde İstanbul, özelde Üsküdâr penceresinden, Üsküdârı adımlayan bir adam olarak Yahya Kemal’i anlatmış. Yahya Kemal Üsküdar için: “Bir havuzun durgun suyuna bakarsanız, içinde oraya aksetmiş harici bir alemin ağaçlarını, bulutlarını görürsünüz.” İşte Üsküdâr’ın maneviyetinde İstanbul muhasarasının günleri öyle duruyor.” İfadelerini kullanmış. Eserin sonunda Üsküdâr kokusu olan İstanbul Fethini Gören Üsküdar, Atik Valde’den İnen Sokakta, Üsküdarın Dost Işıkları, Üsküdar Vasfında Gazel isimli şairin seçkin şiirleri yer alıyor.
Bir anıtın gülümseten/düşündüren serencâmı
Eserin, Yahya Kemal Anıtı maddesinde nakledilen hâdise sadece gülümsetmekle kalmıyor, memleketin geldiği durumu gözler önüne seriyor. Heykeltıraş Hüseyin Gezer’in elinden çıkmış olan Yahya Kemal anıtı, ilk talihsizliği yerine yerleştirilirken bir vatandaşın ihbarıyla yaşar. Vatandaş “Atatürk’ün heykelini ipe çekiyorlar” ihbarıyla Polisleri harekete geçirir. Lakin polisler manzarayı görünce çekip giderler. İkinci durum ise heykeltraş’a Yahya Kemâl’in boşlukta duran elinin ne anlama geldiğini sorarlar. Sanatçı gidip eseri görünce hayretler içinde kalır. Hırsızlar şairin bastonunu demir testeresiyle kesip götürdükleri için sol el anlamsız bir biçimde boşlukta kalmıştır. Yerine bakırdan modle ederek yenisi konulur. Yine aynı sonuç; çalınır. Ağaçtan bronz rengine boyayarak yenisi konulur. Ama tehlike devam etmektedir. Çareyi şu an Barbaros bulvarı üzerindeki parka anıtı taşımakta bulunurlar. Bu arada yazar büyük bir gafleti daha tesbit etmiştir. O da şairin anıtının üzerinde yer alan şiir de yanlış yazılmıştır. Ne hazin değil mi, yıl 2009 Yahya Kemâl hâlâ kendi köşeşinde sessiz bir gemi gibi, fethi gören Üsküdar’ı seyrederken, biz İstanbul’u İstanbul yapan kıymetleri ve hafızamızı unutmakla ve silmekle meşgulüz.
Entry Filed under: YAZILARIM. .
Trackback this post | Subscribe to the comments via RSS Feed