Archive for 13 Jan 2009

CAN İÇRE CAN, CİHAN İÇRE CİHAN

yahyaefendi1tu61 
                      Tarihin her döneminde Efendimiz’(s.a.s.)den alınan mirası en güzel biçimde kuşanmış, yollarımızı aydınlatan birer kandil olmuş manevi merkezler vardır. Bunlar dönem dönem, bazen gizli, bazen aşikar, bazen çok, bazen az, ama muhakkak bir yerlerde bir cerağ yakmışlar, birilerinin kalbine ateş-i aşkı düşürmüşler ve vazifelerini tamamlayıp hakiki sevgiliye göç etmişler. Osmanlı Mirası da bu noktada bize çok şeyler söyler. Tarık Velioğlu’nun hazırlamış olduğu “Osmanlı’nın Manevi Sultanları” alt başlığında “Cihan Devletini Ayakta Tutan Gizli Cevher” başlığıyla yayınlanmış olan eser, bu noktada önemli bir kaynak olma özelliğini taşıyor. Hayy Kitap yayınları arasından çıkan eserde sayısı yüzü bulan, sadece Osmanlı dönemi manevi merkezleri değil, Osmanlı sonrası/ bakiyesi isimleri de görmek mümkün. Yazar Osmanlı’nın unutulan, unutturulan bu tarafına atıfla yayınladığı kitapta şu satırlar, kitabın çıkış nedenini çok güzel özetlemektedir: “Osmanlı’nın asıl büyüklüğü, tarih sayfalarında kalmış askeri galibiyetlerden çok, ilim irfan geleneğini en mükemmel bir şekilde birleştirmesinde, binlerce âlim ve ârifin vatanı ve İslâm medeniyetinin en olgun meyvesi olabilmesinde yatar.” İslâm medeniyetini zirveye taşıyan elbette ki tek başına askeri, siyasi güç değildi. Bunun başında elbette ki manevi nüfuz merkezleri vardı. Kitapta en başta Osmanlı’yı nüfuzu, nasihatleri ve dualarıyla destekleyen Osman Gazi’nin kayınbabası, Ahi Şeyhi Şeyh Edebali (v. 1326) gelmektedir. Öyle ki cihana adalet salmış, saltanatı Osman Gazi’nin rüyasından sonra müjdeleyen Şeyh Edebali’dir: “Müjdeler olsun oğul. Hak Teala sana ve senin nesline saltanat nasip etti, padişahlık sana ve senin nesline mübarek olsun. Cümle âlem evladının himayesinde gölgesinde olacaktır.” (s.14) Bir fidan iken bir ulu çınara oradan yedi kıtaya adaletle hükmetmiş Osmanlı işte bu köklerini besleyen manevi feyz kaynaklarıyla asırlarca ayakta kalmayı başarmıştır.
Ciddi bir emek mahsulü, önemli fotoğraf arşivi eşliğinde hazırlanan eser sayfaları arasına ancak yüz ismi sığdırabilmiştir. İsmi her ne kadar Osmanlı’nın Manevi Sultanları” diye geçse de, eser sadece Osmanlıya hasredilmemiş, Osmanlı bakiyesi ama Cumhuriyet döneminde önemli merkez olmuş isimleri de konu edinmiştir. Bunlar arasında Ken’an Rifaî (v. 1950), Tahirü’l Mevlevi (v. 1951), Ahmet Avni Konuk (v. 1938) , Abdülhakim Arvasi (v. 1943), Abdülaziz Mecdi Tolun (v. 1941), Abdülbaki Baykara (v. 1935), İsmail Saib Sencer (v. 1940), Ahmet Remzi Akyürek (v.  1944). Sonuçta yazarın da ifade ettiği gibi koca bir ilim, irfan medeniyetini bir kitaba sığdırmak mümkün değildir. Yapılan çalışma özet bir çalışma mahiyetindedir. Osmanlıyı harita üzerinde, coğrafyayla adımlayanlar bir de bu kapıdan girmeyi denemelidirler.
 
Bursa’nın gönül sultanları
Osmanlı’ya payitahtlık yapmış olan kutlu şehir Bursa’nın Gürsu ilçesine bağlı Babasultan köyünde metfun bulunan Geyikli Baba, eserde nakledilen rivayetlere göre geyiklerle olan ülfeti onu geyiklerin sırtında Bursa’nın fethine götürmüş ve sonrasında muzafferiyete eriştirmiştir. Orhan Gazi kendisine teveccühte bulunmuş, İnegöl’ü kendisine bağışlamak istemişse de Geyikli Baba, sadece şu an medfun bulunduğu külliye kadar bir yer istemiştir.
Yine Bursa’nın manevi merkezlerinden Somuncu Baba da Yıldırım Beyazıt zamanında yaptırılan Ulu Cami’de Emir Sultan’ın işaretiyle “zamanın kutbu” olarak, Padişaha ve Bursa’lılara Cuma hutbesi okumuş, tüm Bursa’da tanındıktan ve “sırrın fâş olmasından” sonra Bursa’yı terk eylemiştir. Giderken Molla Fenarî Bursa’lılara dua etmesini istemiş O’da “Bursa’nın bereketli bir şehir olması ve yeşil olarak kalması için dua etti. Eserde nakledildiğine göre bu çınarın bulunduğu bölgeye “Dua Çınarı” denmiştir. 1412 yılında Aksaray’da vefat etmiş yine cenaze namazını Osmanlı Padişahlarına manevi sığınma merkezi olmuş Hacı Bayram-ı Veli kıldırmıştır. Bursa’nın gönül mimarları bununla sınırlı değildir elbette. Süleyman Çelebi, Emir Sultan, Molla Fenarî, Akbıyık Sultan, Üftade Hz., gibi önemli isimler yer almıştır. Emir Sultan’ın anlatıldığı bölümde şu rivayet nakledilir:
 
Emir Sultanın rüyası
Emir Sultan bir gece Resûlullah’ı rüyasında görmüş, Efendimiz kendisine Bursa Ulu Camii’nin yerini gösterip hududunu çizerek, “Şu yere, ümmetim için bir ulu cami bina edin!” buyurmuştu. Hz. Emir, rüyasını kayınpederi olan Yıldırım Beyazıt’a anlatmış ve böylece Ulu cami inşa edilmiştir. Yıldırım Beyazıt, Emir Sultan ile Ulu Cami’nin binasını kontrol ederken, Emir Sultan’ın “Pek güzel yapılmış, ama dört köşesine birer meyhane yapılsa daha mükemmel olurdu” demesi üzerine hünkârın canı sıkılır ve “Cami-i Şerîf, Hüdâ’nın evidir. Onun etrafında meyhane gibi yerlerin ne münasebeti vardır?” cevabını verince, Emir Hz. “Padişahım, hakikatte Hüdâ’nın evi, mü’minin kalbidir. Niçin kalb-i şerifinizi yasak ve zararlı şeylerle dolduruyorsunuz? diye Padişahın içki ve işret alemlerine olan düşkünlüğüne işaret edince, Yıldırım Beyazıt, intibaha gelip bütün haramlardan tevbe eder. (s.36)
Osmanlı’nın Manevi Sultanları isimli eserin bir başka hususiyeti sadece hayat hikayelerinden kesitler sunmakla kalmamış, yer yer menakıplardan da seçmeler sunmuştır. Bunun yanında divanları olan, şiirleri olan gönül ehlinden de şiir demetleri nakledilmiştir.
            Can içre can olan, cihan içre cihan olan bu gönül sultanları, bu vesileyle Tarık Velioğlu’nun kaleminden tekrar yâd edilmiştir. Sözün hülasası Limni adasında sürgünde iken vefat eden büyük bir gönül ehl-i zât olan Niyaz-ı Mısrî (v.1694)’ ye ait:
           
“Mürşit gerekdir bildire Hakk’ı sana Hakka’l-yakîn
  Mürşidi olmayanların bildikleri güman imiş.”  (s. 217)
 
 
-Osmanlı’nın Manevi Sultanları, Tarık Velioğlu, Hayy Kitap, 439 s. , İstanbul, Ekim 2008
 

Add comment 13/01/2009


 

Ocak 2009
M T W T F S S
« Dec   Feb »
 1234
567891011
12131415161718
19202122232425
262728293031  

Arşiv

Kategoriler

linkler

Sayfalar

Popüler Yazılar

Son Yorumlar

salih on PINAR DERGİSİ: Kültür ve Sanat…
Hayrettin on PINAR DERGİSİ: Kültür ve Sanat…
Neden ki? on PINAR DERGİSİ: Kültür ve Sanat…
Fatih Gündoğan on canımız, bebeğimiz elif ranamı…
Salih on PINAR DERGİSİ: Kültür ve Sanat…

Top Clicks

Blog Stats

Meta