Kâmil Büyüker

tasavvuf, tarih, edebiyat

EYÜP’TE UNUTULMUŞ, YOKLUĞA MAHKUM EDİLMİŞ BİR TÜRBE…

 nakkas-hasan-pasa-turbesi-2

 

Önü görkemli Eyüp Belediyesi ve muhtelif binalarıyla süslü, arkasında ise yıkıntılar, olan güzel Eyyüp’te bir garip Nakkaş Hasan Paşa Türbesi gözünüze çarpar. Eyüp Zal Mahmut Paşa Caddesi üzerinde, Zal Mahmut Paşa Medresesinin arkasında bulunan bu türbede daha giriş kapısında görülen yokluk, gariplik, içeri girince yerini daha bir garip manzaraya terk eder. Türbenin kapısında çamaşırlar asılıdır. Bu sadece bir rivayet değil, üç yıl önce bizzat görülmüş, şimdi de bizzat yaşanmış ve fotoğraflanmış manzaranın ta kendisidir. Türbe maalesef kapalıdır. Bahçe perişan ve tarumar edilmiştir. Önde caf caflı (caf caf dergisi ekibi alınmasın) belediye binaları arkada yok olmayı bekleyen bir tarih. Bahçe derseniz zaten kırık dökük mezar taşları ile dolu vaziyette. İnsan sormadan edemiyor: “ne yaptık, ne yaptılar mukaddes emaneti!” hele türbeden dışarı çıkıldığında Ebu’d-derdâ (r.a.) makamının karşısında secdeye kapanmış vaziyette bir köşede öylece bekleyen mezar taşlarına ne demeli?

secdeye-kapanmis-mezar-tasari

Efendiler! Bırakın bu seçim atmosferlerini, ciğerlerinizi, ruhlarınızı kuşatacak medeniyet iklimine dönün, arka sokaklara bir bakın. Bürokrasiye sığınıp, prosedür engelleri falan demeyin lütfen. Çok mu zor bir mezar taşını tekrar ayağa kaldırmak? Ya türbe girişini süsleyen (!) çamaşırlar? Onlar kimin peki? Yetkililer her kimse bu tarih soykırımına (!) bir son versin. İstanbul 2010 ekibi lütfen vitrin süslemeyi bırakın, ana caddelerden çıkın ara sokaklara, arka sokaklara girin lütfen. Buyurun sahne sizin, yetkililer, ahaliler, Eyüp sakinleri!!

 

nakkas-hasan-pasa-turbesi-1

Nakkaş Hasan Paşa Kimdir?

Eyüp Zal Mahmut Paşa Caddesi üzerinde, Zal Mahmut Paşa Medresesinin arkasına bulunan bu türbe kesin olmamakla beraber 1623 yılında yaptırılmıştır. Mimarının Dalgıç Ahmed Ağa olduğu söylenmektedir. Nakkaş Hasan Paşa Osmanlı Sarayında Enderun’dan yetişmiş, Anahtar Oğlanı (1595), Büyük Mirahur (1596), Tülbent Gülamı (1597), Kapıcıbaşı ve Yeniçeri Ağası, Rumeli Beylerbeyi (1604), Vezir (1605), Sadaret Kaymakamı (1606), yeniden Vezir (1607) olmuştur. Bu devlet görevlerinin yanı sıra Sultan III. Murad (1574–1595), Sultan III. Mehmed (1595–1603) dönemlerinde ünlü nakkaşlar arasına girmiştir. Sultan III. Murad döneminin ünlü nakkaşı Osman Bey’in yanında çalışarak Bölükbaşılığa getirilmiştir. Yirmi ayrı minyatürlü yazma üzerinde çalışan Nakkaş Hasan Paşa’nın ilk minyatürlediği yazma 1582 tarihli Sultan III. Murad Surnamesidir. Minyatürlerinde turuncu, pembe ve yeşilin tonlarını sık sık kullanmıştır. Osmanlı minyatür sanatının önemli sanatçılarından olup, Sultan III. Mehmed döneminde Osmanlı minyatür sanatına yeni bir ekol getirmiştir. Nakkaş Hasan Paşa 1623 yılında ölmüş ve türbesine gömülmüştür. Klasik Osmanlı türbe mimarisi üslubundaki türbe kare planlı olup, üzeri sekizgen kasnaklı bir kubbe ile örtülüdür. Köfeki taşından yapılmış olan türbe iki katlı bir yapıdır. Önünde dört sütunun taşıdığı bir revak bulunmaktadır. Üç cephesine altlı üstlü pencereler sıralanmıştır. Türbenin giriş kapısının karşısında bir de avlu kapısı bulunmaktadır. Türbe altlı üstlü ikişer pencere ile aydınlatılmıştır. Bunlardan alt sıra pencereler dikdörtgen söveli olup, üzerlerine yuvarlak, sağır kemerler yerleştirilmiştir. Üst sıra pencereler sivri kemerli olup, alçı şebekelidir. Kubbe kasnağında sekiz pencere bulunmaktadır. Türbenin içerisi XVIII. yüzyılın kalem işleri ile bezenmiştir. Ayrıca kubbe içerisinde Çin bulutu motiflerine yer verilmiştir. Türbe içerisinde altısı mermer, altısı ahşap on iki sanduka bulunmaktadır. Bunlar Nakkaş Hasan Paşa ve Mostarlı Mustafa Paşa’nın oğlu Mehmet Bey’in (1714) sandukaları olup, diğerlerinin kimliği bilinmemektedir. Büyük olasılıkla bunlar Hasan Paşa’nın çocukları ve eşlerine aittir. Türbenin haziresinde de mezarlar bulunmaktadır. Bunların arasında Fas Muhafızı Mehmed Paşa’nın kızı Şehide Ayşe Hanım (1667), Saraylı Rukiye Hanım (1767), Şah Sultan İmamı Osman Efendi’nin eşi Hatice Hanım (1802), Odabaşı İbrahim Ağa (1803), Kul Hafız Mehmed Emin Efendi (1815), Sadrazam Yusuf Paşazade Yusuf Efendi’nin oğlu Edirne Kadısı Osman Efendi (1858) bulunmaktadır.

 

nakkas-hasan-pasa-turbesi-6

Yorum yapılmamış »

CAN İÇRE CAN, CİHAN İÇRE CİHAN

yahyaefendi1tu61 
                      Tarihin her döneminde Efendimiz’(s.a.s.)den alınan mirası en güzel biçimde kuşanmış, yollarımızı aydınlatan birer kandil olmuş manevi merkezler vardır. Bunlar dönem dönem, bazen gizli, bazen aşikar, bazen çok, bazen az, ama muhakkak bir yerlerde bir cerağ yakmışlar, birilerinin kalbine ateş-i aşkı düşürmüşler ve vazifelerini tamamlayıp hakiki sevgiliye göç etmişler. Osmanlı Mirası da bu noktada bize çok şeyler söyler. Tarık Velioğlu’nun hazırlamış olduğu “Osmanlı’nın Manevi Sultanları” alt başlığında “Cihan Devletini Ayakta Tutan Gizli Cevher” başlığıyla yayınlanmış olan eser, bu noktada önemli bir kaynak olma özelliğini taşıyor. Hayy Kitap yayınları arasından çıkan eserde sayısı yüzü bulan, sadece Osmanlı dönemi manevi merkezleri değil, Osmanlı sonrası/ bakiyesi isimleri de görmek mümkün. Yazar Osmanlı’nın unutulan, unutturulan bu tarafına atıfla yayınladığı kitapta şu satırlar, kitabın çıkış nedenini çok güzel özetlemektedir: “Osmanlı’nın asıl büyüklüğü, tarih sayfalarında kalmış askeri galibiyetlerden çok, ilim irfan geleneğini en mükemmel bir şekilde birleştirmesinde, binlerce âlim ve ârifin vatanı ve İslâm medeniyetinin en olgun meyvesi olabilmesinde yatar.” İslâm medeniyetini zirveye taşıyan elbette ki tek başına askeri, siyasi güç değildi. Bunun başında elbette ki manevi nüfuz merkezleri vardı. Kitapta en başta Osmanlı’yı nüfuzu, nasihatleri ve dualarıyla destekleyen Osman Gazi’nin kayınbabası, Ahi Şeyhi Şeyh Edebali (v. 1326) gelmektedir. Öyle ki cihana adalet salmış, saltanatı Osman Gazi’nin rüyasından sonra müjdeleyen Şeyh Edebali’dir: “Müjdeler olsun oğul. Hak Teala sana ve senin nesline saltanat nasip etti, padişahlık sana ve senin nesline mübarek olsun. Cümle âlem evladının himayesinde gölgesinde olacaktır.” (s.14) Bir fidan iken bir ulu çınara oradan yedi kıtaya adaletle hükmetmiş Osmanlı işte bu köklerini besleyen manevi feyz kaynaklarıyla asırlarca ayakta kalmayı başarmıştır.
Ciddi bir emek mahsulü, önemli fotoğraf arşivi eşliğinde hazırlanan eser sayfaları arasına ancak yüz ismi sığdırabilmiştir. İsmi her ne kadar Osmanlı’nın Manevi Sultanları” diye geçse de, eser sadece Osmanlıya hasredilmemiş, Osmanlı bakiyesi ama Cumhuriyet döneminde önemli merkez olmuş isimleri de konu edinmiştir. Bunlar arasında Ken’an Rifaî (v. 1950), Tahirü’l Mevlevi (v. 1951), Ahmet Avni Konuk (v. 1938) , Abdülhakim Arvasi (v. 1943), Abdülaziz Mecdi Tolun (v. 1941), Abdülbaki Baykara (v. 1935), İsmail Saib Sencer (v. 1940), Ahmet Remzi Akyürek (v.  1944). Sonuçta yazarın da ifade ettiği gibi koca bir ilim, irfan medeniyetini bir kitaba sığdırmak mümkün değildir. Yapılan çalışma özet bir çalışma mahiyetindedir. Osmanlıyı harita üzerinde, coğrafyayla adımlayanlar bir de bu kapıdan girmeyi denemelidirler.
 
Bursa’nın gönül sultanları
Osmanlı’ya payitahtlık yapmış olan kutlu şehir Bursa’nın Gürsu ilçesine bağlı Babasultan köyünde metfun bulunan Geyikli Baba, eserde nakledilen rivayetlere göre geyiklerle olan ülfeti onu geyiklerin sırtında Bursa’nın fethine götürmüş ve sonrasında muzafferiyete eriştirmiştir. Orhan Gazi kendisine teveccühte bulunmuş, İnegöl’ü kendisine bağışlamak istemişse de Geyikli Baba, sadece şu an medfun bulunduğu külliye kadar bir yer istemiştir.
Yine Bursa’nın manevi merkezlerinden Somuncu Baba da Yıldırım Beyazıt zamanında yaptırılan Ulu Cami’de Emir Sultan’ın işaretiyle “zamanın kutbu” olarak, Padişaha ve Bursa’lılara Cuma hutbesi okumuş, tüm Bursa’da tanındıktan ve “sırrın fâş olmasından” sonra Bursa’yı terk eylemiştir. Giderken Molla Fenarî Bursa’lılara dua etmesini istemiş O’da “Bursa’nın bereketli bir şehir olması ve yeşil olarak kalması için dua etti. Eserde nakledildiğine göre bu çınarın bulunduğu bölgeye “Dua Çınarı” denmiştir. 1412 yılında Aksaray’da vefat etmiş yine cenaze namazını Osmanlı Padişahlarına manevi sığınma merkezi olmuş Hacı Bayram-ı Veli kıldırmıştır. Bursa’nın gönül mimarları bununla sınırlı değildir elbette. Süleyman Çelebi, Emir Sultan, Molla Fenarî, Akbıyık Sultan, Üftade Hz., gibi önemli isimler yer almıştır. Emir Sultan’ın anlatıldığı bölümde şu rivayet nakledilir:
 
Emir Sultanın rüyası
Emir Sultan bir gece Resûlullah’ı rüyasında görmüş, Efendimiz kendisine Bursa Ulu Camii’nin yerini gösterip hududunu çizerek, “Şu yere, ümmetim için bir ulu cami bina edin!” buyurmuştu. Hz. Emir, rüyasını kayınpederi olan Yıldırım Beyazıt’a anlatmış ve böylece Ulu cami inşa edilmiştir. Yıldırım Beyazıt, Emir Sultan ile Ulu Cami’nin binasını kontrol ederken, Emir Sultan’ın “Pek güzel yapılmış, ama dört köşesine birer meyhane yapılsa daha mükemmel olurdu” demesi üzerine hünkârın canı sıkılır ve “Cami-i Şerîf, Hüdâ’nın evidir. Onun etrafında meyhane gibi yerlerin ne münasebeti vardır?” cevabını verince, Emir Hz. “Padişahım, hakikatte Hüdâ’nın evi, mü’minin kalbidir. Niçin kalb-i şerifinizi yasak ve zararlı şeylerle dolduruyorsunuz? diye Padişahın içki ve işret alemlerine olan düşkünlüğüne işaret edince, Yıldırım Beyazıt, intibaha gelip bütün haramlardan tevbe eder. (s.36)
Osmanlı’nın Manevi Sultanları isimli eserin bir başka hususiyeti sadece hayat hikayelerinden kesitler sunmakla kalmamış, yer yer menakıplardan da seçmeler sunmuştır. Bunun yanında divanları olan, şiirleri olan gönül ehlinden de şiir demetleri nakledilmiştir.
            Can içre can olan, cihan içre cihan olan bu gönül sultanları, bu vesileyle Tarık Velioğlu’nun kaleminden tekrar yâd edilmiştir. Sözün hülasası Limni adasında sürgünde iken vefat eden büyük bir gönül ehl-i zât olan Niyaz-ı Mısrî (v.1694)’ ye ait:
           
“Mürşit gerekdir bildire Hakk’ı sana Hakka’l-yakîn
  Mürşidi olmayanların bildikleri güman imiş.”  (s. 217)
 
 
-Osmanlı’nın Manevi Sultanları, Tarık Velioğlu, Hayy Kitap, 439 s. , İstanbul, Ekim 2008
 

Yorum yapılmamış »

YA ŞİMDİ, YA DA HİÇ!!!

1_filistingazze-2008-02-18

 

SESSİZ OLUN! FİLİSTİN ÖLÜYOR…

SESSİZ OLUN! FİLİSTİN ÖLÜYOR…

Yorum yapılmamış »

Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.