“gözleri görene şafak atmış, sabah ışımıştır.”
“İlim şehrinin kapısı” Hz. Ali (r.a.) İslâm tarihi boyunca en fazla konuşulan ve ifrad ve tefridde en fazla aşırıya kaçılan insan olmuştur. O’nu sevdiğini söyleyenler, sevgilerinde kutsamaya ve ululaştırmaya kadar çıkmışlar, yerenler ve eleştirenler ise bunda o derece haddi aşmışlar ki –hariciler gibi- O’nu imandan çıkmakla suçlamışlardır. Hz. Ali Efendimiz, bütün bunların ötesinde Efendimiz’e yoldaş olmuş, damat olmuş, kılıç olmuş ve kalkan olmuş bir şahsiyettir. Elbetteki sıradan bir kişi değildir. “Yıldızlardan bir yıldız” öyle ki ışığı çağları aşacak bir etkiye sahip… Hz. Ali (r.a.) hakkında bugüne dek pek çok eser yazıldı. Ama bizce esas olan O’nun ağzından dökülen sözlerdir. Hutbeleri, konuşmaları, nasihatleri Hz. Ali (r.a.) en güzel şekilde anlatır. İsmi erbabınca bilinen “Nehcü’l Belağa” isimli eser de işte bu gaye ile Şerif Radıy Muhammed bin Hüseyn tarafından derlenmiş Hz. Ali (r.a.) hutbe, vasiyet, emir ve vecizelerinden oluşmaktadır. Eserin daha önceki yıllarda yayınlanan Abdülbaki Gölpınarlı çevirilerini görmek mümkün.
Hz. Ali Efendimizle ilgili “Hz. Ali’nin Hayret Ettikleri”, Muallim Naci’nin “Emsal-i Bina” isimli eserinden tercüme ve şerh olarak hazırlanan “Hz. Ali’den Hikmet Parıltıları” isimli çalışmalar yayınlamış olan Doç. Dr. Abdülaziz Hatip bu kez de bizlere Nehcü’l Belağa’dan damıtılmış sözler sunuyor. Gerçek Alevi kültürünü ve Hz. Ali’yi tanıma ve tanıtma yolunda önemli yayınlar yapan Horasan yayınları arasından çıkan eser “Nehcü’l Belağa’dan Hikmetler-Hz. Ali’den Çağlara Mesaj” ismini taşıyor. Eserin son bölümünden alınan 484 adet vecizenin 364 kadarı yazar tarafından seçilmiş, tercüme ve şerhi yapılmış. Nehcü’l Belağa’nın mimarı soyu Hz. Fatıma Validemize dayanan Şerif Radıy, eserin oluşumuyla ilgili süreci önemli şeyler ifade ederken, bir taraftan da Hz. Ali (r.a.) farkını ve özelliklerini şöyle sıralıyor:
“(….) Çünkü Emir’ül-mü’minin (Hz. Ali) gerçekten de fesahat ve belağatın menşeidir; belağat ondan zuhur etmiştir; fesahat kaideleri, onun sözleriyle yayılmıştır. Hiçbir hatip yoktur ki O’nun sözlerine benzer söz söyleyebilsin; hiçbir vaiz yoktur ki O’nun sözlerinden yardım dilemesin. Bütün bunlarla beraber yine de O, hepsinden de ileridedir. Çünkü O’nun sözleri, Allah bilgisiyle ışıklanmıştır, parıldamaktadır; o sözlerde Peygamber (s.a.v.)’in kokusu vardır; etrafa yayılmaktadır.” Beşerin en güzeline yâr, yaren ve yoldaş olmuş Hz. Ali’de de herhalde bütün hücrelerince, zerrelerince tek bir şeyin kokusu ve tadı alınacaktır: Allah ve Rasülü…
Herkes O’nu yiğitliği ile, Allah’ın kılıcı, Allah’ın arslanı olması ile tanıdı. Ama yine yazarın da ifadesi ile “Hz. Ali, belki de Hz. Peygamber’den sonra bu ümmetin en fasihi, en beliği ve hakimi” idi. Eser okundukça görülecektir ki her bir kelime de Hz. Peygamberin yanında yaşanmışlığın izleri ve kokusu vardır. Bu sözler ve menbaı olan kitap “okuyanlara, dinleyenlere belağat kapılarını açan, fesahat kaidelerini onlara ulaştıran bir kitaptır; bilgin kişinin de ihtiyacı vardır buna, bilgi öğrenmek isteyenin de; belağat ve hitabet erbabı da ister bu kitabı, züht ve takva ashabı da.” Sözler öylesine bir derya denizdir ki suyunun çoğalması ile taşmaz, başkalarının sözleriyle de bulanmaz. Yazarın hikmet ışığı olan bu vecizeleri derlemesi, tekrar tercüme ve şerhle okura kazandırması, Hz. Ali (r.a.) anlama yolunda okura büyük katkı sağlayacaktır. Hz. Ali meclisinden ilham almak ve nasiplenmek isteyenler buyursunlar sofraya…
Hz. Ali (r.a.) den Hikmet Salkımı sözlerden bazıları:
Sırrını gizli tutan inisiyatifi elinde bulundurur.
Kendi görüşünü dayatan kişi helak olur gider, insanlara danışan ise onların akıllarına ortak olur.
Tamah ebedi köleliktir. Tamahkâr zillete tutsaktır.
En erdemli iş, nefisini zorlayarak gerçekleştirdiğindir.
Amelsiz dua eden, kirişsiz yayla ok atana benzer.
Ey insanlar! Allah, bir acıdan dolayı korktuğunuz gibi, bir nimetten dolayı da endişe ettiğinizi görsün. Kiminin imkanları artar da, bunun, azaba da neden olabilecek bir sınav olduğunu düşünmezse, o korkulması gereken bir şeyden emin davranmıştır. Kim de nimetleri daralıp da bunu bir sınama olarak görmezse, o da ümit beslenecek bir kaynağı kaçırmıştır.
Kadındaki bazı güzel nitelikler, erkekte kötü sayılır: Kibir, cimrilik ve korkaklık. Kadın kibirli olursa, iffetine dokunulmasına imkan vermez. Cimri olursa hem kendi hem de kocasının malını korur. Korkak olursa, tehlikelere karşı çekinir.
“Akıllı kimdir? anlat” denince buyurdu ki: “Her şeyi layık olduğu yere koyandır.” “Cahili anlat?” dediler; buyurdu ki: “Anlattım ya.”
Dil, yırtıcı hayvan gibidir; ipi bırakıldı mı parçalar.
Seni uyarıp sakındıran kişi, sana müjde veren gibidir.
Ahmakla dostluk etme. Çünkü yaptığını sana güzel gösterir ve senin de kendisi gibi olmanı ister.
Bilgelerin sözleri doğru olduğunda ilaç; yanlış olduğunda ise, derttir.
Nehcü’l Belağa’dan Hikmetler, HZ. ALİ’DEN ÇAĞLARA MESAJ, Haz. Doç Dr. Abdülaziz Hatip, 288 sayfa, Horasan yay. İst. 2006

Facebook’tan bu tür e-postalar almak istemiyorsan, lütfen konuya açıklık getirmek benim üzerime yükümlülük oldu.
Şimdi senin söylediğin ayetleri tek tek yazarak kuran bütünlüğünde anlamaya çalışalım.
Kuran senin dediğin gibi anlaşılmaz. Kurandaki bir kelime Kuran bütünlüğü içerisine serpiştirilmiş ayetler ve konu içerisinde aranır. Ve Kastedilen mana hem kuranda geçen başka ayetlerle hem konuya hem de kuran bütünlüğüne hem de kâinat yasalarıyla uyumlu bir halde anlaşılmalıdır. İsra suresindeki ayeti konu içerisinde önce bir zikredelim
1/73- Onlar neredeyse, sana vah yettiğimizden başkasını Bize karşı düzüp uydurman için seni fitneye düşüreceklerdi; o zaman seni dost edineceklerdi.
74- Eğer Biz seni sağlamlaştırmasaydık, andolsun, onlara az bir şey (de olsa) eğilim gösterecektin.
75- Bu durumda, Biz sana, hayatın da kat kat, ölümün de kat kat (acısını) tattırırdık; sonra Bize karşı bir yardımcı bulamazdın.
76- Neredeyse seni (bu) yerden (yurdundan) çıkarmak için tedirgin edeceklerdi; bu durumda kendileri de senden sonra az bir süreden başka kalamazlar.
77- (Bu,) Senden önce gönderdiğimiz resullerimizin bir sünnetidir. Sünnetimizde bir değişiklik bulamazsın.
78- Güneşin sarkmasından gecenin kararmasına kadar namazı kıl, fecir vakti (namazda okunan) Kur’an’ı, işte o, şahid olunandır.
79- Gecenin bir kısmında kalk, sana aid nafile olarak onunla (Kur’an’la) namaz kıl. Umulur ki Rabbin seni övülmüş bir makama ulaştırır.
80- Ve de ki: “Rabbim, beni (girilecek yere) doğru bir girdirişle girdir ve (çıkarılacak yerden) doğru bir çıkarışla çıkar ve Katından bana yardımcı bir kuvvet ver.”
81- De ki: “Hak geldi, batıl yok oldu. Hiç şüphesiz batıl yok olucudur.”
Yunus Emre kardeşim senin söylediklerin daha yeni bir şey değil. Sen bunu kendi düşünmenle de çıkarmıyorsun bu Türkiye de ve dünyada bir inanış bir din bir yaşam biçimidir. Evet, İslam toplumlarında Kuran adı altında ve kurana ve peygamber arkasına sığınarak bir takım yanlış hareketler ve yanlış uygulamalar var. Ben şahsım adına onları kabul etmiyor. ve tasvip etmiyorum.
Ama kurandan başka bir delil kabul etmeyenlerin de bir akım olarak. Namaz yok Oruç Yok. Haç yok diyerek İslam toplumlarındaki temel değerleri söküp atarsan İslam ve İslam toplumu ne ile belli olacak. Her putçunun kendisine göre bir ibadet ve tapınış şekli vardır.
Bu yalan mı? Biz insanların hangi dinde olduklarını söylem ve eylemlerinden tapınış şeklinden anlıyoruz. Onlar kendi putlarına ilahlarına karşı onların koydukları ideolojileri yaşam şekli olarak kabul edip putlarının önünde bu ideolojilerinin yolunda olduklarını gelip dikilerek ağlayarak secdesini yapıyorlarsa Müslüman olanlar için de Allah bir takım arınmaları temizlenmeleri Allahın dışındaki putlardan uzaklaşarak sadece kulluğu ibadeti Allah için yaptıklarını bizzat şekilsel ve yaşamsal olarak göstermeleri gerekmektedir.
Evet, Ben de bu günkü İslam toplumlarında yaşanan dinin Allahın kuranda bahsedilen din olmadığına inanlardanım Namaz var ama bu günkü binlerce tarikata meşrebe mezheplere bölünerek farklı farklı algılanan ve kılınan gibi değildir. oruç var ama sadece aç kalmak değil, haç var sadece Kabe etrafında toplanarak dönme değildir. Bunlar toplumlarda sadece özden uzaklaşılmış kabuk halinde seyretmektedir. bu da İslam toplumlarına bir kazanç sağlamamıştır. Şimdi Kuranda geçen salât ve namaz ayetlerinin bir birinden nasıl ayrıldığını orijinal metinden görerek anlamaya çalışalım.
Salat Kelimesi Kuranda sadece Bir yerde geçmektedir. Ama salât anlamında olan bir kelime de başka bir ayette geçmektedir. Onu da sayarsak iki yerde geçer onların şimdi orijinal metinden aktaralım.
SALÂT
33/56-Şüphesiz, Allah ve melekleri Peygambere salat ederler. Ey iman edenler, siz de ona salat edin ve tam bir teslimiyetle ona selam verin.
2/157-Rablerinden bağışlanma (salat) ve rahmet bunların üzerinedir ve hidayete erenler de bunlardır.
33/56
Arapça Metin
إِنَّ اللَّهَ وَمَلَائِكَتَهُ يُصَلُّونَ عَلَى النَّبِيِّ ۚ يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا صَلُّوا عَلَيْهِ وَسَلِّمُوا تَسْلِيمًا
33/56- Şüphesiz, Allah ve melekleri Peygambere salat ederler. Ey iman edenler, siz de O’na salat edin ve tam bir teslimiyetle O’na selam verin.
33/56İnna(A)llâhe vemelâ-iketehu yusallûne ‘alâ-nnebiy(yi)(c) yâ eyyuhâ-lleżîne âmenû sallû ‘aleyhi vesellimû teslîmâ(n)
2/157
Arapça Metin
أُولَٰئِكَ عَلَيْهِمْ صَلَوَاتٌ مِنْ رَبِّهِمْ وَرَحْمَةٌ ۖ وَأُولَٰئِكَ هُمُ الْمُهْتَدُونَ
Türkçe Transcript(*)
Ulâ-ike ‘aleyhim salevâtun min rabbihim verahme(tun)(s) veulâ-ike humu-lmuhtedûn(e)
Abdülbaki Gölpınarlı
Öyle kimselerdir onlar ki Rablerinden yarlıganma ve rahmet onlara. Onlardır doğru yolu bulanlar.
NAMAZ
2/3
الَّذِينَ يُؤْمِنُونَ بِالْغَيْبِ وَيُقِيمُونَ الصَّلَاةَ وَمِمَّا رَزَقْنَاهُمْ يُنْفِقُونَ
Türkçe Transcript(*)
Elleżîne yu/minûne bilġaybi veyukîmûne-ssalâte vemimmâ razeknâhum yunfikûn(e)
Abdülbaki Gölpınarlı
Onlar, gaybe inanırlar, namaz kılarlar, rızıklandırdığımız şeylerin bir kısmını yoksullara harcarlar.
Başka bir ayet namazla ilgili verelim
Nisa 162
4/
Türkçe Transcript(*)
Lâkini-rrâsiḣûne fî-l’ilmi minhum velmu/minûne yu/minûne bimâ unzile ileyke vemâ unzile minkablik(e)(c) velmukîmîne-ssalâ(te)(c) velmu/tûne-zzekâte velmu/minûne bi(A)llâhi velyevmi-l-âḣiri ulâ-ike senu/tîhim ecran ‘azîmâ(n)
إِلَيْكَ وَمَا أُنْزِلَ مِنْ قَبْلِكَ ۚ وَالْمُقِيمِينَ الصَّلَاةَ ۚ وَالْمُؤْتُونَ الزَّكَاةَ وَالْمُؤْمِنُونَ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الْآخِرِ أُولَٰئِكَ سَنُؤْتِيهِمْ أَجْرًا عَظِيمًا
Abdülbaki Gölpınarlı
Fakat onlardan bilgide ileri olanlar ve inananlar, sana indirilene de inanırlar, senden önce indirilenlere de ve namaz kılanlardır, zekat verenlerdir, Allah’a ve ahiret gününe inananlardır onlar ve biz onlara büyük bir ecir vereceğiz.
Dikkat edelim
33/56İnna(A)llâhe vemelâ-iketehu yusallûne ‘alâ-nnebiy(yi)(c) yâ eyyuhâ-lleżîne âmenû sallû ‘aleyhi vesellimû teslîmâ(n)
4/162/Lâkini-rrâsiḣûne fî-l’ilmi minhum velmu/minûne yu/minûne bimâ unzile ileyke vemâ unzile minkablik(e)(c) velmukîmîne-ssalâ(te)(c) velmu/tûne-zzekâte velmu/minûne bi(A)llâhi velyevmi-l-âḣiri ulâ-ike senu/tîhim ecran ‘azîmâ(n
Namaz Anlamında tercüme edilen ayetlerin orijinal olan metinlerinde” ssalâ(te) salat geçen ayetin metninde” yusallûne” Geçmektedir.
Kuran Kesinlikle hiçbir kelimeyi hiçbir kelime yerine kullanmamıştır. “ssalâ(te)” Kelimesi ile” yusallûne” Kelimeleri aynı mı? İşte bazı kardeşlerimiz Kelimelerin orijinal olan metinlerden ele alıp tahlil etmediklerinden dolayı böyle namaz yok oruç yok haç yok ifadeleri kullanmaktadırlar. Oruç Kelimesinin de meryemin konuşmama orucu ile İslam olanlara ceza ibadet anlamında tutulan yememe orucunuı da inceleyin kuran farklı kullanmıştır.
Allah peygambere Salât eder. derken herhalde peygambere namaz kılma anlamında değildir meleklerde kılmaz, diğer müminlerde peygambere namaz kılmazlar. Melekler peygamberin yaşadığı hayata şahitlik eder. Müminler peygambere canlarıyla ve mallarıyla destek verirler. Allah da peygamberin yaşadığı hayatı onaylar. ve tebrik eder. anlamında kullanılmıştır.
Namaz İse Allaha Peygamber ve peygamberler yolunda, yürüyenler hem yaşadıkları hayatı Allahın tanımladığı şekilde yaşamak hem de ritüel olarak kuranda vakitleri belirlenmiş zamanlarda ibadet olarak kılmaktır.