ahilik teşkilatı

18/05/2008

DİRLİK, DÜZENLİK VE  AHLAK MERKEZLİ BİR ESNAF TEŞKİLATI:

AHİLİK

 

Kâmil Büyüker

 

“Her sabah besmele ile açılır dükkanımız

Ahi Evran’dir dahi Pirimiz, Üstadımız”

                                    (Ahi dükkanlarında yazılı olan bir levha)

 

            Temeli Selçuklu döneminde atılan ve Osmanlı Devleti döneminde gelişip, büyüyen ve kurumsallaşan, bünyesinde el birliği, gönül birliği, kardeşliği barındıran, kısaca ahlaki temeller üzerine oturan bir esnaf kurumudur, Ahilik. Nitekim Ahi kelimesinin kökenine bakarsak Arapça da “Ahi=kardeş” anlamına gelmektedir. Ahi, daha geniş anlamıyla eli açık, cömert, konuksever, yardımsever anlamlarını içinde barındırırken, Ahilik de; kardeşlik, eli açıklık, cömertlik, konukseverlik, yardımseverlik anlamlarına gelmektedir.

 

            Ahiliğin nerede ve ne zaman kurulduğu tam olarak bilinmemekle beraber, kurucusu Ahi Evran’dır. Asıl adı Şeyh Nasiruddin Mahmut olan Ahi Evran, 1171 yılında İran’ın batı Azerbaycan taraflarında bulunan Hoy kasabasında doğmuştur. İlk tahsilini Horasan ve Maveraünnehir’de yapan Ahi Evran, zamanın büyün alimlerinden Fahreddin-i Razi, Hoca Ahmet Yesevi ve Şihabüddin-i Sühreverdi’den ders almış ve tasavvuf yolunda yüksek derecelere kavuşmuştur. Daha sonra bir hac yolculuğu (1204) sırasında tanıştığı Evhadeddin Kirmani’den dersler almış ve sonrasında Anadolu’ya gelip hocasının kızı Fatma Bacı ile evlenmiştir. (Bu arada Ahi Evran’ın hanımını da, ileride adından sıkça söz edilecek olan, hanımlar arasında faaliyet gösteren “Bacıyan-ı Rum” adlı teşkilatı kurmuştur.) Ahi Evran Anadolu’da vaaz ve irşad’ın dışında esnaflığı ile de şöhret bulmuş, Denizli, Konya’da şehirlerinde bir müddet kalmış, sonra Kayseri şehrinde Debbağlık (deri işletmeciliği) yapmıştır. Bugünkü anlamda il il pek çok esnafın teşkilatlanmasını, birlik, beraberliğini ve dirlik, düzenliğini sağlamıştır. Vefat tarihi hakkında ihtilaf olsa da 1262 yılında  Kırşehir Emiri (valisi) Nureddin bin Caca (Caca Bey) tarafından şehid edildiği rivayet edilmektedir. Türbesi Anadolu’nun ortasında şirin bir şehir olan Kırşehir’de,  kendi adı ile anılan Cami’nin (Ahi Evran Camii) içerisindedir.

 

            Ahi birlikleri, Ahi Ocakları, Fütüvvet Birlikleri, Gedik ve Lonca adlarıyla da anılmışlardır. Ahi Ocakları mesleki yardımlaşma ve dayanışma birlikleri olmasının da üstünde, temelini Kur’an ve Sünnetten alan, İslami-tasavvufi bir kurumdur. Her Ahilik Teşkilatının kendi içinde disiplini barındıran “Ahilik Nizamnamesi” adında kuralları vardı. Bu nizamnamelere ayrıca Fütüvvetname de denilirdi. Bu fütüvvetnamelerde her Ahi’nin uyması gereken ticari ve ahlaki öğütler, dersler vardı. Bu kurallara riayet etmeyen ve uymayanlar teşkilattan dışlanırdı. Her Ahilik teşkilatının başında Ahi Baba (şeyh, halife) bulunurdu. Bütün teşkilatların başında ise Şeyh’ül Meşayıh bulunuyordu. Belli safhalardan ve kurullardan geçerek ve şed kuşanarak fütüvvet yoluna giren usta, Ahi Evran’ın “eline, diline, beline sahip ol. Kalbini, kapını, alnını açık tut.” düsturuna bağlı kalırdı. Bir başka öğüde göre; “Ahi’nin eli, kapısı, sofrası açık olmalı; gözü beli ve dili kapalı olmalı” idi. Ahiler yalnızca iş hayatında değil, aile hayatlarında da bir takım ölçülere uymak zorundaydılar ve kız çocuklarına da şu öğüdü verirlerdi.: “Eşine, işine, aşına özen göster.”  Yine Ahi Baba yeni usta’nın kulağına şu sözleri söylerdi:

 

            “Harama bakma, haram yeme, haram içme. Doğru, sabırlı, dayanıklı ol. Yalan söyleme. Büyüklerinden önce söze başlama. Kimseyi kandırma. Kanaatkar ol. Dünya malına tamah etme. Yanlış ölçme. Eksik tartma. Kuvvetli ve üstün durumda iken, affetmesini, hiddetli iken yumuşak davranmasını bil ve kendin muhtaç iken bile başkalarına verecek kadar cömert ol.”

 

            Hilesiz iş, sağlam mal, belli oranda kâr, ölçülü kazanç, adaletli kontrol sistemi temelinde teşkilatlanan Ahilik, Osmanlı’da da sosyal hayatın ve ekonominin bel kemiğini teşkil etmiştir. Öyle ki Osmanlı Devleti’nin Kurucusu Osman Gazi’nin kayınpederi Şeyh Edebalı’nın da bir Ahi Şeyhi olduğu unutulmamalıdır. Yine Ahilerin esas aldıkları, her esnaf grubunun öncüsü olan bir peygamber vardır. Mesela Peygamberimiz Hz. Muhammed (a.s.) gençliğinde ticaretle uğraştığı için, tüccarların piri sayılmış; Adem Peygamber, çiftçi; İlyas Peygamber, çulha (dokumacı); Nuh Peygamber, marangoz; Yunus Peygamber, balıkçıların piri sayılmıştır; İdris Peygamber ise terzilerin… Eğer bir terzi dükkanınız varsa, dükkanınızdaki levhada şunlar yazılı idi.

           

            Her seher besmeleyle açılır dükkânımız,

            Hazreti İdris Nebi pirimiz, üstadımız.  

           

Fas’ın Tanca Şehri doğumlu büyük seyyah İbn Battuta Tancî, seyahatnamesinin Anadolu bölümünde Ahilere ve Ahilerin yaşayışlarına geniş yer ayırmış. Öyle ki ziyaret ettiği Gölhisar’da karşılaştığı, misafirperverlikte yarış eden iki grup Ahi arasında geçen olayları ve sonrasında yaşananları ve Ahilerle alakalı olarak şunları naklediyor: “Bu adamlar yiğit ahılardır!” bizimle ilk karşılaşanlar Ahı Sinan’ın adamları, sonradan onları durduranlar ise, Ahı Tûman’ın gençleriymiş. Her iki taraf da bizim kendi yanlarında konuk olmamızı istiyorlar, bu yüzden çekişiyorlarmış. Gösterdikleri yüksek misafirperverliğe şaşmamak mümkün değil! Sonunda işi kur’a çekmek suretiyle hallettiler, barıştılar. Kim kazanırsa önce o tarafın tekkesine konuk olmamıza karar verildi. Kur’a, Ahı Sinan’ın takımına düştü. Sinan bunu haber alınca kendi yoldaşlarında bir grupla bizi karşıladı. Beraberce O’nun tekkesine gittik. Hemen yiyecek sundular. Dinlendikten sonra da Ahı Sinan bizi hamama götürdü. Benim bütün hizmetimi o görmüştür. Öteki yoldaşlarından üçü-dördü de bir arkadaşımın hizmetini üzerlerine almışlardı. Hamamdan çıkınca tekrar büyük bir sofra kurdular. Çeşitli meyveler ve tatlılar ikram ettiler. Yemekten sonra Kur’an-ı Kerim’den bazı bölümler okuyan hafızları dinledik. Arkasından hepsi “sema” etmeye başladı. Gelişimizin haberi hükümdara bildirildi. Ertesi akşam bizimle görüşmek istedi (…) ” bu misafirliğin devamında ise İbn Battuta yine Ahı Tûman’ın adamlarından da aynı izzet ve ikramı görmüştür.

 

Esnaf teşkilatı arasında kaliteyi de bir takım esnaf ahlakını da yerleştiren Ahilik teşkilatı bugünkü tabirle hem müşteri memnuniyeti, hem bağlı olduğu teşkilatının memnuniyetini hem de esnaflar arasındaki itibarını düşünmek zorundaydı. Halk arasında “pabucu (ayakkabısı) dama atılmak” deyimi de bu durumu açıklar niteliktedir. Deyimin izahı şöyle: Vaktiyle ayakkabıcılık yapan bir esnaf müşterisine bir pabuç yapmış. Pabuç sağlam olmayıp, kusurlu çıktığı için, müşteri gidip Ahilik teşkilatının yetkili kurullarına şikayette bulunmuş. Yetkililer durumu incelemiş ve müşterinin haklı olduğuna karar vermişler. Teşkilat, müşterinin zararını tazmin edip (ödeyip) kötü mal imal eden ayakkabıcının pabucunu dama atmışlar. Bu durum aynı zamanda o esnafın geçici olarak veya sürekli dükkanının kapatılmasına veya esnaflıktan men edilmeye kadar götüren yaptırımlara sebep oluyormuş. Bugünkü anlamıyla tüketici hakları ve hakların takibi en ciddi biçimde Ahilik teşkilatında işlemiştir.

 

            Bugün pek çok esnafa rehberlik eden bu kurum zamanla Osmanlının zayıflaması ve ekonomisinin dışa bağımlı hale gelmeye başlamasıyla birlikte, özelliğini yitirmiş ve geride sadece esnaf topluluğuna değil, medeniyet tarihimize de pek çok katkılar sağlayarak ortadan kalmıştır. Her yıl Kırşehir, Kayseri, Ankara gibi Ahiliğin yoğun olduğu bölgelerde düzenlenen “Ahilik Esnaf ve Sanatkarlar Bayramı” ile hem Ahiliğin kurucusu Pir Ahi Evrân-ı Veli  Hz’leri dualarla anılır, hem de esnaflık geleneğine dair bir takım gelenekler de temsili de olsa yaşatılmaya çalışılır. Yazının hülasası yine bir Ahi özdeyişi olsun:

            Gelen gelsin saadetle, giden gitsin selâmetle…

 

 

Kaynakça

I. AHİ EVRAN-I VELİ ve Ahilik Araştırmaları Sempozyumu Kitabı I-II. , Kırşehir

BATTUTA İbn, İbn Battuta Seyahatnamesi, , Haz. A. Sait Aykut, C.1, Yapı Kredi Yay.  İst. 2004

BAYRAM, Doç. Dr. Mikail, Ahi Evren ve Ahi Teşkilatının Kuruluşu, Konya 1991

DİKİCİ,  Prof. Dr. Recep, “Ahi Evran ve Çağdaşı Bazı Alim ve Edipler” 1. Ahi Evran-ı Veli ve Ahilik Araştırma Sempozyumu Bildirileri Kitabı, Haz. M. Fatih Köksal, C.1, Kırşehir 2005

KIRŞEHİR ili Turizm Envanteri, T. C. Kırşehir Valiliği İl Turizm Müdürlüğü, Kırşehir 2000

ÖNDER Mehmet, Kırşehir Güldestesi, Filiz Yayınevi, Kırşehir,1976

SUCU Mehmet, Ahi Ocakları ve Bir Ahilik Belgesi, İnönü Üniversitesi Basımevi, 1996

TARIM, Cevat Hakkı, Tarihte Kırşehri-Gülşehri ve Babailer, Ahiler ve Bektaşiler, Yeniçağ Matbaası, İst. 1948

 

Entry Filed under: YAZILARIM. .

2 Comments Add your own

  • 1. NKM YAYIN GRUBU  |  10/08/2008 at 14:12

    ‘ DEN YENİ YAYIN DUYURUSU
    Fatma Bacı ve Bacıyân-ı Rûm
    (ANADOLU BACILARI TEŞKİLÂTI)

    KİTAP HAKKINDA BASKI BİLGİLERİ
    Yazarı Prof.Dr. Mikâil BAYRAM
    Genel Yay. Yön. İsmail ÇALIŞKAN
    Sanat Dan. Ömer TEKİNER
    Tasarım Mehmet ATEŞ

    Kitabın Adı Fatma Bacı ve Bacıyân-ı Rûm

    Ebatları 11 x 21,50
    Kâğıt türü 80 gr. İthal
    Kapak Amer. Bristol 4 renk
    Sayfa Say. 112
    Fiyatı 9.00 YTL
    ISBN 978-9944-116-45-9
    Barkod 9789944116459

    Türkiye Selçuklular devrinin en önemli ve ilgi çekici kültür ve medeniyet olayı hiç şüphesiz Anadolu Bacıları (Bacıyân-ı Rûm) Teşkilatı’nın kurulmasıdır. Anadolu’da Türk halk kültürünün yapılanmasında, yerleşmesi ve gelişmesinde çok önemli hizmetleri dokunan bu halk kuruluşunun Türkiye Selçukluları devrinde nasıl ve ne zaman kurulduğu ve mahiyetinin ne olduğu bilinmemekteydi. Bu çalışmanın esas amacı Selçuklular zamanında Türkmen hanımların kurduğu bu örgütün mahiyetini açıklamak ve o günün toplumunda sundukları hizmetleri anlatmaktır. Ayrıca bu teşkilâtın bilinen ilk lideri Fatma Bacı’nın (Kadın Ana, Kadıncık Ana) gerçek kimliği de bu çalışmada ilk olarak gün yüzüne çıkarılmaktadır. Türkmen hanımlar tarafından kurulan bu örgütün Ahi Teşkilatı ile bağlantısı da bu eserde gösterilmektedir.

    nuve@nuvekultur.com
    literaturk@nuvekultur.com
    romantikkitap@gmail.com
    ilkkitap@gmail.com

    Merkez: Zafer Meydanı Fevzi Çelik Çarşısı Arkası Dilek Apt. Kat:2 No:2
    Tel:0332 352 23 03 * 353 85 77 KONYA
    Dağıtım: Alemdar Mah. Himaye-i Etfal Sokak Aydoğmuş Han 7/G Tel&Fax : 0212 511 37 86 Cağaloğlu / İSTANBUL

    DAĞITIMCILARIMIZ:
    (İSTANBUL) İKİA YAYIN DAĞITIM (0212 272 45 46) * FİNAL PAZARLAMA (0212 444 05 90)
    YENİ ZAMANLAR ( 0212 511 37 86) * KİTABEVİ (0212 512 43 28)
    (ANKARA) ART DAĞITIM (0312 431 83 70) * AKÇAĞ (0312 432 17 98)

    Yanıtla
  • 2. eray  |  07/03/2009 at 14:12

    bence yeeeteri kadar bilgi yok.Dahada geliştirilebilirdi.Ama yineede idare eder.Başarılar.

    Yanıtla

Leave a Comment

Required

Required, hidden

Some HTML allowed:
<a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <pre> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

Trackback this post  |  Subscribe to the comments via RSS Feed


 

Mayıs 2008
M T W T F S S
« May   Jul »
 1234
567891011
12131415161718
19202122232425
262728293031  

Arşiv

Kategoriler

linkler

Sayfalar

Popüler Yazılar

Son Yorumlar

salih on PINAR DERGİSİ: Kültür ve Sanat…
Hayrettin on PINAR DERGİSİ: Kültür ve Sanat…
Neden ki? on PINAR DERGİSİ: Kültür ve Sanat…
Fatih Gündoğan on canımız, bebeğimiz elif ranamı…
Salih on PINAR DERGİSİ: Kültür ve Sanat…

Top Clicks

Blog Stats

Meta