HİKMET VE HAKİKAT YOLCULUĞU VE ADIMLARIMIZ

08/02/2007

vapur.jpg

Lokman Hekim’ e sordular:

-Hikmet’i kimden öğrendin?

Şöyle cevap verdi:

-Körlerden! Çünkü emin olmadan ayaklarını basmazlar!

Rivayet olunur ki Lokman (a.s.) bu sözün devamında şunları da söylemiştir:

 “…Çünkü onda bir temkin vardır ki, ayaklarını koyar ve yürürler. Yok eğer böyle olmazsa, terk ederler ve kendisinde temkin bulunan diğer bir yönü ararlar. Bundan dolayı kendisindeki ve akıbetindeki şeyi iyice düşünmeksizin hiçbir şeyi yapmazlar! (Lokman Hekim, Hikmetler Kitabı, s. 25, İst 2005)  

Hayat yolculuğu: meslekler ayrı, akıbet aynı

            İnsanın hayat yolculuğunda vasıl olması gereken önemli noktalardan birisidir, hikmet ve hakikatin bilgisine ulaşabilmek. Şöyle tasavvur edersek ki “kainat bir denizdir, biz insanlar  ise meçhul bir semte doğru yol almış giden (hayat gemisi) nin yolcularıyız. Dalgaların çarpıntısı ile sallanan geminin içinde biz de sallanmaktayız. Bununla beraber kimimiz kazan ağzında ocaklara kömür atıyor, kimimiz güvertede elleri arkasında gezinip bakınıyor; kimimiz de kaptan köprüsünde önünde pusula, dümen tutuyor…” (Gençlerle Başbaşa, Ali Fuat Başgil, Yağmur yay, 1977, s.27) Hepimizin bindiği gemi aynı ve vasıl olacağımız akıbette aynı. Hâl böyle olunca zevalde kemâli yakalayabilmek, hakikatin ve hikmetin ipine sıkı sıkıya yapışmaya bağlı. Öyle ki, bazen ömürlerin bile kifayetsiz kaldığı ve ibret nazarıyla bakılamayan şu âlemden nasipsiz ve garip bir şekilde ayrılan insanların da hiç azımsanmayacak derecede olduğu da bir gerçektir.

           

Nâbî mısraında der ki:

 

            “Kitab-ı kâinat esrar-ı hikmetle leb-â lebdir

                                                                                  Şikâyet cehlden feryâd bî-idrakliklerden”[1] 

                                                                               (Berceste, Ali Fuat Bilkan, s.125, Nisan 2005) 

Hayatın iki sırlı uyanış ve gözleri gönülleri açan dönemi

                Şu koca kainatı sırlarla dolu bir kitap olarak görene içi leb a leb hikmet’le doludur. Bir yazarın ifadesiyle insanoğlunun hayatında iki doğum dönemi vardır. Bunlardan ilki anne karnından dünya gözlerini açan, dolayısıyla bilinmez bir dünyaya gözlerini açan bebeğin doğumu; ikinci doğum ise, hayata dair önemli kararların alınacağı, göz ve gönül aynalarının açılmaya başlandığı gençlik dönemi… Her iki dönemde de bir şeylerin bilgisine ulaşmak ve hayata tanımak, onu anlamlandırabilmek vardır. Bebeklik, çocukluk döneminde eşyayı tanıyan, onu teşhis ve tanımaya doğru yönelen akıl, gençlik dönemiyle artık doğruyu eğriden, iyiyi kötüden ayırmaya doğru yönelir. Kalp, özellikle gençlik döneminde gönle, ruha tesir eden gıdaları yeterince alınmazsa ve ruhu kuşatan merkezler yabancı kültürlerin işgaline açılmış vaziyette ise, hakikat ve hikmetle kucaklaşma gecikebilir. Yahya bin Muaz  (r.a.) şöyle buyurur: “Gökten hikmet yağar, fakat içinde şu dört şeyden biri bulunanın  gönlüne inmez;  Dünyaya meyleden gönül, yarının tasasını yüklenen kişi, kardeşine hased eden kıskanç adam, insanlara karşı üstünlük sevdasına düşen şahıs.” (Vecizeler, Öğütler, Parolalar, Ali Ünlü, Şule yay. 2003, s.125) Zamanlar dünyaya meyil zamanlarıdır, zamanlar ahir zamandır ve gençlik sorgusuz sualsiz, önüne sunulan zehir dolu aşı yemek zorunda bırakılmaktadır. Üstad Necip Fazıl’ın dile getirdiği gibi “birinden nur akar, birinden yanda kir…”

 

 Benliğimizi saran uğursuz misafirleri hayatımızın dışına çıkarmak, hayatımıza hikmeti buyur etmek

Bir yanda hikmet, sağnak sağnak yeryüzü semasındadır, bir yanda yerin altından geçen kanalizasyonlar yerüstünü kuşatmıştır hem de en ücra köşelere kadar… Prof. Ali Fuat Başgil o meşhur “Gençlerle Başbaşa” isimli eserinde çözümü şöyle tarif ediyor: “ Benliğinizin kapısını ve penceresini açıp da, şuursuzca içeri aldığımız bu uğursuz misafirleri, aklımızın ışığı ve irademizin rehberliği ile kapı dışarı edebiliriz.” (s. 50) Hem maddi anlamda hem manevi anlamda hayatlarımızı ve istikbalimiz olan geçlerimizin hayatlarını kuşatmış olan ve yazarın da ifade ettiği şuursuzca içeri buyur ettiğimiz o kadar çok şey var ki. Bugün evimize giren teknolojinin madden ve manen evin içerisinde insanları ayırdığı bir hakikattir. Misafirin, dostun, akrabanın girmediği evlere, bugün televizyonla, internetle, dünya giriyor. Ve tabi dünya ile birlikte akıl almaz rezil manzaralar da giriyor… Ve maalesef gençlik ikinci doğumunu yaptığı toplumun kucağında ve bu evrede kendini yanlış kumandaların ve yanlış tuşların esaretinde buluyor.

 

Çare: adresi doğru yerde aramak

Çare nedir peki? Ömürlerimize ısmarlama çizilmiş olan hudutları ve projeleri reddedip, yazar Mümin Sekman’ın ifadesiyle “ya bir yol bul, ya bir yol aç, ya da yoldan çekil” deme iradesini göstermeliyiz. Bizi hakikate ve hikmete ulaştıracak yollara ve yolculara eyvallah demeli diğer bütün kapıları kapatmalıyız. Bilmeliyiz ki baki olan hakikattir ve hakikatin hatırı şahısların hatırından üstündür. Bizler O yüce “hakikate” ve O’nun yoluna ulaştıracak bilgi olan “hikmete” talip olmuş insanlarız. Ve bu yolda ayaklarımızı yerden kaydırmayacak ve adımlarımızı sabit kılacak tek çözümün de bu olduğunu bilmememiz gerekmektedir. Sözün hülasası hikmet ve hakikat şairi Mehmet Akif’ten:

“Allah’a dayan, sa’ye sarıl, hikmete ram ol

 Yol varsa budur bilmiyorum başka çıkar yol



[1]Manası: Bu kainat kitabı hikmet sırlarıyla dopdoludur. Şikayet cahillikten, eyvâlar anlayışsızlıktan!…

Entry Filed under: DENEMELERİM, YAZILARIM. .

Leave a Comment

Required

Required, hidden

Some HTML allowed:
<a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <pre> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

Trackback this post  |  Subscribe to the comments via RSS Feed


 

Şubat 2007
M T W T F S S
    Mar »
 1234
567891011
12131415161718
19202122232425
262728  

Arşiv

Kategoriler

linkler

Sayfalar

Popüler Yazılar

Son Yorumlar

salih on PINAR DERGİSİ: Kültür ve Sanat…
Hayrettin on PINAR DERGİSİ: Kültür ve Sanat…
Neden ki? on PINAR DERGİSİ: Kültür ve Sanat…
Fatih Gündoğan on canımız, bebeğimiz elif ranamı…
Salih on PINAR DERGİSİ: Kültür ve Sanat…

Top Clicks

Blog Stats

Meta